Oturma odası düzenlemelerinde orta sehpa çoğu zaman en son düşünülen parça olur — koltuk, kanepe ve TV ünitesi seçildikten sonra "ortaya bir şey koyalım" yaklaşımıyla. Bu sıra aslında tersine çevrilmeli; çünkü orta sehpa oturma grubunun oranlarını, geçiş alanlarını ve dekoratif kompozisyonun merkezini doğrudan etkiler.
Boyut doğru seçildiğinde orta sehpa oturma grubunu bir araya getirir, halıyı çerçeveler ve alanı tanımlar. Yanlış boyut seçildiğinde ise tam tersi olur: çok büyük bir sehpa oturma odasını daraltır, geçiş alanlarını yok eder; çok küçük bir sehpa ise kaybolur ve katkısız kalır.
Form seçimi de göz ardı edilmemesi gereken bir karardır. Dikdörtgen formlar mimari ve net bir his verirken yuvarlak ve oval formlar akışkan ve organik bir ritim katar. Kare formlar ise iki kişilik ve L tipi oturma düzenlemelerinde daha dengeli çalışır — dört taraftan da eşit erişim imkânı sunar.
Dekoratif kullanım açısından orta sehpa üzerinde tek sayı kuralı geçerlidir: üç nesne, üç farklı yükseklik. Büyük bir nesne — kitap yığını veya vazo — taban katmanı oluştururken, orta boy bir obje ve küçük bir mum ya da bitki kademeli bir düzen kurar. Tek bir dekoratif tepsi tüm bu nesneleri görsel olarak çerçeveler. Sehpa yüzeyinin tamamı doldurulmamalıdır; boşluk da bir tasarım kararıdır.
Son olarak: halı ile ilişki orta sehpa yerleşiminin en kritik boyutlarından biridir. En yaygın ve doğru yaklaşım — sehpanın halı üzerinde, kanepenin ön ayaklarının da halı üzerinde durması — oturma grubunu görsel olarak birbirine bağlar ve mekânı tanımlar. Halı çok küçükse sehpa halının dışına çıkar ve bu bütünlük bozulur.